GÖKKUŞAĞI ÜSTÜNDE DONDURMA YEMEK
AHMET maddi
durumu normal olan bir aileden geliyordu.
ama o daha fazlasını istiyordu… ulaşamayacağı şeyleri huzur ve mutluluktan
vazgeçeceği şeyler. O para istiyordu kardeşi vardı ama onu hiç sevmiyordu.
Gelelim hikayelerimizin geçtiği zamana o gün yine parıl parıl bir güneş
doğuyordu. Harika bir gündü. Ama Ahmet kahvaltı bile etmek istemedi. Yine hiçbir
şey demeden dışarı fırlayıp çıktı.
yine parka gidiyordu ne anlamı vardı bilmiyordu ama o parkı çok seviyordu;gerçi
o babalarına her gördüğünü isteyip aldırtan çocuklardan değildi olamazdı fakat
yine yapacak başka işi de yoktu. Ailesi ile hiçbir şey yapmak istemiyordu.
Paylaşmayı sevmiyordu ve sevmeyecekti.
neden böyle bir kavram vardı ki… yine parka gitti. Şımarık çocukları izliyordu.
Ah…ne kadar
Mutlu
olmalılardı.derken bir satıcı geçti güzel oyuncaklar satıyordu.Ahmet’in aslında
olan ama farkına varamadığı oyuncaklar.derken çimenlere uzandı. Rüyasında belki
de güzel
şeyler görecekti. Ama birden bir şey oldu Ahmet’in yanından bir bulut geçiyordu.
İnanamadı.
fakat bu kadar değildi ileride bir gökkuşağı vardı. Yaklaştı.yaklaştı.o yaklaşa
dursun Ahmet bir şey fark etti gökkuşağının her rengi dondurma ile doluydu.
Ahmet hiç düşünmeden yemeye başladı yedikçe içine bir şey oturuyordu. Ama bu
dondurma değildi . ali ne kadar hoşuna gitmese de kardeşinin dondurma sevdiği
geldi. Neyse yeterince yemişti artık. Sırada bulut vardı. Koca bir pamuk şeker!
Ahmet ona atladı başladı iştahla yemeğe. Derken durdu evet… Annesi de pamuk
şekeri çok severdi. Ne yazıktı. Onları yiyememek. İstese yerdi ancak
o hayatın da ilk kez paylaşmak istiyordu.sonra birden irkildi.’’oh… bu bir rüya
imiş’’ dedi
sonra karşıdan gelen satıcıyı gördü. Dersini almıştı artık eve döndü ve
annesine, babasına
şimdiye kadar değerini bilemediği kardeşine sarıldı… öptü…paylaşmak artık bir
zevkti!