Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
 
ANKET
Elmabahcemizin çocukları, kendinizi nasıl tanımlamak istersiniz?
elma çiçekleri (20%)
elma fidanları (5%)
elma kurtları (38%)
elmabahcem dostları (13%)
elma şekerleri (21%)


Toplam 2248 kişi katıldı.

 

Online 2 

Bugün: 29
Dün:
522

Ip No:38.103.63.61

      

 

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     9.   

 

                 

MEHMET ÇAVUŞ ŞEHİT OLDU

       Her zamankinden farksız sessiz bir gündü.İnsanlar dışarıda çocuklar, sokaktaydı.Hepsi bir ağızdan “Ben büyüyünce er olacağım” diyorlardı. Ben ise hayattaki tek varlığım olan dedemin yanında bahçemizde çalışıyordum. Aniden bir gürültü koptu.Her şey havada uçuyor, herkes baygındı. Ben daha çok küçük olduğum için bir şey anlayamamıştım. Olay sırasında dedem beni kucağına alarak yere kapanmıştı. Çok korkmuştum. Dedem niye konuşmuyordu? Ona bir şey mi olmuştu yoksa? Hayır hayır bir şey olamazdı ona. O o benim hayattaki tek akrabamdı. Bunları düşünürken ağlıyordum.Artık umudu kesmiştim susuyordum ve ağlıyordum. Birisi fazla çıkmayan kısık sesiyle “Türkan” dedi. Eğik olan yüzümü kaldırarak kimin bana seslendiğine bakacaktım. Bu ismi bana dedem vermişti. Eski subay olan dedem Türklüğü , Türkiye’yi ve Türkü sevdiği  için bana bu ismi vermişti. Yüzümü kaldırdığımda ise karşımda dedemi görmüştüm. Bana ihtiyacı var gibiydi.Ona doğru koşarak gittim yanına ve küçük bedenimle ancak oturtabildim dedemi. Benden su istemişti. Su bulmalıydım. Ama nereden? Tüm kulübeler yıkılmıştı. Tek çare dere kenarına gidip bir avuç su almaktı. Bende öyle yaptım.Suyu küçük ellerimin içinde getirdim.İçti ve “Sağ ol evladım ”dedi. Hilal-i Ahmer yaralıların yaralarını temizliyordu. Sıra dedeme gelmişti. Dedemin yaralarını temizleyip sardılar. Hilal-i Ahmer çadırlar kuruyordu. Bu çadırlarda yaralanan kişiler kalıyordu. Çadırda bir tane radyo, etrafında ne olduğunu öğrenmek isteyen insanlar vardı. Bazı insanlar “Radyo gavur işi” deyip gidiyorlardı bir köşeye. Gavur işi ne demekti? Ben dedemin kucağındaydım ve hemen radyonun bitişiğinde oturuyorduk. O cansız radyoda bir kadın “Amerikalılar Çanakkale’ye atom bombası attı ”dedi. Herkes şok olmuş ağlıyordu. Savaş çıkmıştı. Hani şu insanların günahsızca öldükleri şey. Sonra radyodaki konuşan kadın son dakika haberi diye bağırdı.”Amerikalılar Çanakkale’yi fethetmeye geliyorlar. ”Amerikalılar Çanakkale’yi fethetmeye geliyorlar ”diye tekrarladı. Çanakkale’nin ileri gelenlerinden birisi yaşlı gözlerini silerek “Ey vatandaşlar Ey Çanakkale halkı…” diyerek ayağı kalktı. Bütün gözler o adamdaydı. Şöyle devam etti sözüne.”Aklı eren, gücü yerinde olan tüm kardeşlerimiz, bacılarımız, amcalarımız! Hainlerin Çanakkale’yi geçmemesi için var mısınız?”dedi. Herkes “Varız!” diye cevap verdi. Yüzlerdeki hüzün yerini biraz kahramanlık biraz kararlılığa bırakmıştı. Çadıra masa gibi yüzü düz olan bir taş getirildi. Birde defter ve kalem .Tek tek ağabeyler teyzeler isim yazdırıyorlardı. Ben ve dedem bir zamanlar dedemin subay olan arkadaşlarıyla beraber oturuyorduk. Onlar erlikte şehit olmak istemiş ve de bu şehit hayalleri gerçekleşmemiş.Bu yüzden Amerikalıların ne zaman başlatacağı belli olmayan savaşa ad yazdırıp orada nasipse şehit olmak istediklerini bildirdiler. Dedem de gençliğinde vatandaşlık görevini yapmak için gittiği savaşta şehit olmak istemiş ama olamamış. O da şehit olsaydı ben kimin yanında kalacaktım? Annemi ve babamı trafik kazasında kaybetmiştim. Teyzem Almanya’da, halam ise beni istemiyordu.Dedemler oturdukları yerden kalkarak savaş için ad yazdırmaya gidiyorlardı. Ben durumu pek anlamamıştım. Ama dedemin ölme fikri aklıma gelince ürperiyordum. Gözlerimdeki yaşla dedeme sarılarak “Dede ne olur gitme!”diyebildim ancak. Dedem hep bana “Erler şehit olunca cennete gider orada Peygamber efendimizin komşusu olur ”derdi. Dedem beni kucağına alarak önce gözlerimdeki yaşı sildi sonra gözleri dolu bir şekilde ”Türkan’ım ben seni Allah’a emanet edip Peygamber efendimizin komşusu olmaya gidiyorum ”dedi.

      O da ağlıyordu.Beni yere bırakıp elimden tuttu.Beraber ad yazdırmaya gittik. Adam dedemin adını sordu. Dedem Hasan oğlu Mehmet dedi. Dedemin adı yazıldı. Çanakkale’yi hainlere bırakmamak için öküzlerin arkasında tahtadan ama dayanıklı topları, tüfekleri koymak için arabalar yapıldı.İsim yazdıranlara tüfekler verildi. Savaşa katılacak tüm ağabeyler, kağnıları sürecek tüm teyzeler hazırdı.Tek bir şey bekleniyordu. O da “Savaş başladı Allah Allah! “sesiydi. Ben dedemi bir daha görememek düşüncesiyle dedemin yanında ona sarılmış oturuyordum. Bilge kişi “Son on dakika.Dostlarınızla vedalaşın sonra sıra olun gidiyoruz ”dedi.

      Dedem ayağa kalkarak beni kucağına aldı, öptü, kokladı. ”Türkan’ım ben peygamber efendimizin sancağı altına ona komşu olmaya gidiyorum. Eğer ben değil de sadece şehit haberim gelirse sakın üzülme. Bilmiş ol ki bu vatan hainlere kalmaz. Benim kalbim dayanmayabilir, benim ve vatanın için Allah’tan yardım dile, namaz kıl , dua et. Seni Hatun ablana emanet ediyorum. Sağlıcakla kal güzel kızım”dedi ve Hatun ablanın yanına gittik. Dedem beni Hatun ablaya emanet edip sıraya gitti. Ben ağlıyordum. Ağladım , Hatun abla ise bana sadece ağlama diyebiliyordu. Yağmur başlamıştı. Kağnıyı kadınlar sürüyor, çocuklar kağnının arkasında tüfekleri koruyorlardı.Bir teyze gözüme çarpmıştı. 6 aylık bebeğin üstünden battaniyeyi alıp yeter ki tüfekler ıslanmasın diye üzerine örttü.Bu kadar mı çok seviyordu vatanını?diye düşündüm. Bende öyle olacaktım, ağlamayacaktım, hainleri güldürmeyecektim. Başım dimdik karşıya bakacaktım. Savaşa gideceklere dedemin bana öğretmiş olduğu er selamı veriyordum. Dedemi sıranın içinden bulup el salladım. Birde kocaman öpücük yolladım.Gidiyorlardı hainleri kovmaya.Arkalarından bakıyorduk. Artık iyice uzaklaştılar.Hatun ablaya sarıldım. Ertesi gün olmuştu.Kağnıların arkalarında her gün yaralı askerler geliyordu. Hiç usanmadan çadırdan dışarıya çıkıp bakıyordum dedem döndü mü diye.Yaralı erlere ayrı çadır kurulmuştu.Hatun abla Hilal-i Ahmer de çalışıyordu. Yaralı erlerin çadırlarına girerek soruyordum onlara “Dedemi gördünüz mü?“diye. Cevapları “Evet hainleri kovuyordu.”oluyordu. Yalan mı söylüyorlardı?Yoksa dedem ölmüş müydü? Bu fikri aklımdan çıkarıp doğru söylüyorlar diyordum kendi kendime. Artık dedem ölmeyecekti. Hainleri kovup gelecekti. Bir hafta geçmişti aradan. Bir komutan gelmiş. Hatun ablaya benle görüşmek istediğini söylemiş. Hatun abla ise “Hayırlara kısmet” diyerek beni çadırdan aldı. Yaralı erlerin geldiği çadırlara gelirken dedemin geldiğini düşünerek koşarak gittim. Komutana sordum “Dedem nerede?” diye. Israr ediyordum dedem nerede diye sormaya. En sonunda komutan ağabey bana bağırarak “Beni dinler misin?” dedi. Ben yüzümü eğerek “tabi ki” dedim. Ağabey bana şöyle dedi

      - Üzgünüm güzel kız. Ama, ama deden şehit oldu dedi.

      O anda başımdan aşağıya uyuştum.Hayır , hayır o ölemezdi.

      -Bir yanlışınız var dedim.Ama nafileydi.Bir şakaydı sanki bu.

      -Lütfen ağabey bana şaka olduğunu söyle dedim.Ağlıyordum hiç durmadan.Ağabey sadece “başın sağ olsun” diyebildi.O da ağlıyordu.İşte sonunda istediği şehitlik olmuştu.Mehmet Çavuş şehit olmuştu.Cenazesi ne zaman gelir dedim er ağabeye.Yarın diye cevap verdi.Ve elindeki mektubu verip dedemden olduğunu söyledi.mektubu cebime koydum.O gün çok suskundum.Bir dokun bin ah işit derecesindeydim.Sanki hayat beni 10 yaş olgunlaştırmıştı.Dedemin dediklerini yapmıştım.Allah’tan yardım dilemiş , namaz kılmış , dua etmiştim.Ertesi gün dışarıda dedemin cansız bedenini bekledim.Kağnının arkasında tahtaların içinde benim tonton dedem yatıyordu.Tüm Çanakkale halkı mezara gelmişti.Dua okunurken ben tabutun yanında dedemle konuşuyordum.”Sen peygamber efendimizin komşusu oldun dedem.Sana Allah’tan rahmet bana ise Allah’tan sabır diliyorum.”dedim dedemin cansız bedenine.Cebimdeki mektubu çıkardım.Dedemin öğrettiği okuma ile ancak okuyabildim.Mektupta şöyle yazıyordu.”Türkan’ım sen bunları okurken ben çoktan şehit olmuş olacağım.Senden istediğim her şeyi düşünmeden yaptığını biliyorum , eminim.Sen Mehmet Çavuşun torunusun.Allah beni duydu ve şehit etti.Benim için en hayırlısı bu.Seni seven deden.”Mektubu okudum.Dedeme son bir kez er selamı verdim.Artık o ölümsüz bir kahramandı.Adı yazılıyordu her yere.Hatun ablayla beraber dedemin gömülüşünü uzak bir köşeden izledik.O gömüldü ben ağladım.Herkes gitmişti ben ve Hatun abla kalmıştık.Şehitler mezarlığında Hatun ablaya dedemi her gün ziyaret edebilir miyim diye  sordum.Gözlerindeki yaşı bana pek göstermek istemeyerek hızlıca sildi.Tabi ki de Türkan sen bana Mehmet Çavuşun emanetisin.Hatta her gün beraber gelelim dedi.Hiç bıkmadan , hiç usanmadan dedemi ziyarete geldik.Toprağını temizledim , suladım ve çiçek bıraktım.

      Hainler yurdu terk etmişti.Çokta can yakmışlardı.Ve artık yıllar geçmişti.Büyümüştüm.

      Biz pes etmedik kovaladık onlar kaçtı. Biz kahramandık onlar korkak.Biz yiğittik onlar yiğit olmaya çalışanlar. Biz Allah’a şehit verdik onlar ise sadece cansız birer beden verdiler. Şu anki bağımsızlığımızı vatanı için gözünü kırpmadan savaşan , dağlarda çatışan aziz Türk çocuklarına borçluyuz. Her Türk çocuğu gibi bende vatanıma sahip çıkacağım, koruyacağım ve nice tarihimizi unutmayacağım.

 

Elif ORTAYOL

Altınordu İlköğretim Okulu

Salihli-MANİSA

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Yakamoz-Aybike

Minik Siteci-Ayyüce

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com