Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
 
ANKET
Elmabahcemizin çocukları, kendinizi nasıl tanımlamak istersiniz?
elma çiçekleri (20%)
elma fidanları (5%)
elma kurtları (38%)
elmabahcem dostları (13%)
elma şekerleri (21%)


Toplam 2248 kişi katıldı.

 

Online 2 

Bugün: 24
Dün:
522

Ip No:38.103.63.61

      

 

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     37.   

 

                                  

      Sevgili Geçmişim,

      Tozlu sırlarda dolu bir tarih. Rutubet kokan tarih… İçinde nice feryatları saklayan tarih… Hepsi bu odanın içinde saklı.

      Resmin duvarda asılı. Tam karşımda… Ruhun bedenimde, kalbimde gizli… Bedenin kara toprakla buluşmuş zamanında. Elbet anılar, görüntüler sisli…

      “Karıştırmak gerek tarihin tozlu sayfalarını. Hissetmek gerek aynı coşkuyu taa içinde. İliklerine işlemiştir fark etmez hangi soydan olduğu, Türk evladıysa yeter.” Bu sözlerin beynimin dar bir odacığında. O gür sesin, fırtınanın derin uğultusu misali kulaklarımda. Yaşamak gerekirmiş seninle aynı devirde. Anılarda değil, fikirlerde değil, gözlerimin önünde. Tanımalıymışım seni nefretin arkasına gizlenmeden. Ailenin her yaprağı için geçerli bu sözlerim. Gurur duymak yerine tozlu bir odaya hapsetmişiz seni.

      Hep saklamışlardı burayı. Tavan arasında küçük, kuytu bir oda. Mühürlü bir pencere. Tarihime, geçmişime, soyuma açılan bir pencere. Ninemin bu tatlı, şirin evinde bize yasak, kendine saklı tek oda. Burayı büyülü kılan da bu sanırdım. Oysa odanın içinde ne acılar varmış.

      Bir Yunan olarak hep Türk bir dedem olduğundan utanç duyardım. Alay konusu olduğumdandı belki de. Fakat kendimi savunacak kadar bilgim yoktu. Evde hep yasak konuydu Türk-Yunan Savaşı. Annemin derin bir yarası olduğundandı sanırım ama onun anlattıkları bile kendimde savunma gücümü bulmama yeterli olmazdı. Hep kulaklarımda uğuldayan o sözü söylerdim bu sefer de arkadaşlarımın anasından, babasından laf işitirdim

      Savaş esnasında nasıl olduysa annem ve ninem ailesi tarafından buraya getirilmişler, Yunanistan’a… Ninem kendisini Türk olarak gördüğünü, orada ölmek istediğini, ait olduğu yerde olması gerektiğini söylemiş, buraya gelmekten kaçınmış olsa da nafile… Bir de senden haber alamayınca eli mahkum, gelmek zorunda kalmış.

      Bunları nereden biliyorum değil mi ? Ninemin sana yazdığı bir sandık dolusu mektuptan. Onlar da seninle birlikte bu odada saklı kalmış yıllarca.

      Annem ise kucağında ben, asker yolu beklerken aldığı yaralardan hiçbir zaman bahsetmedi. “Bana orayı anlat!” dediğimde gözleri dolar hemen bir yerlere saklanır sadece “çok şanlı bir tarih”, bir yanımızın Türk olduğunu bilmenin bile gurur verdiğini söylerdi.

      Ama yine de o güzel günlere nefret dolu bir bakış sezerdim. Kim bilir neler yaşamıştı o genç yaşında. Ne büyük bir ikilemde bu. Kendi milletin, canın, kanın diğer yarına karşı… Bu ne saçma düzendi. Bu durumda isyan etmek gerekmez miydi? Masum hayatlara gözyaşı bulaştırmak hangi adaletin neresindeydi?

      Biricik kızın ve karın aile baskısı yüzünden hiçbir zaman dile getirememişler, “Biz Türk’üz “ diyememişler. O mektuplar… Vahşeti anlatan o mektuplar beni kendimden utandırdı dedi. Odanın her tarafında senin gözlerin… O sert çehreni hayal meyal hatırladım. Şimdi tüm canlılığınla karşımda duruyorsun. Hem de o dört duvarın her metrekaresinde. Keşke bu mühür yıllar önce kırılsaydı… Türk olduğumu daha önce anımsasaydım.Çanakkale’de dökülen kanların kokusunu daha önce alsaydım, daha önce kanım aksaydı al kırmızı bayrağımın üstüne. Seni çok daha önce anlamış olsaydım. Düşüncelerinde kendimi bulsaydım.

      Bir günahkar gibi mahcup gözlerle seni seyrediyorum. Bütün bir çağa, bir ikilemin esiri olduğum onca seneye lanet okuyorum. Damarlarımda dolaşan bütün Türklüğümle meydan okuyorum bu gel-gite. Artık kaderinle baş başa bırakmayacağım nefesimi…

      İçimdeki bütün nefreti ortaya çıkaran, Türklüğümü bastıran bir Yunan evladıydım öncesinde. Adalet dolu bir barışın simgesi olduğumu unutmuştum yetişirken. Şimdi eriştim, ulaştım maviliğime. Bu odanın meçhul sessizliğinde buldum kendimi, geçmişimi…

      Sana geliyorum dedeciğim. Yüreği vatanı için çarpan her Türk evladı gibi sana geliyorum Tüm Türklüğümle… Bu bir veda değil, tesadüf değil sadece ufak bir başlangıç. Sana ulaşmak için attığım ilk adım. Sana varacak ilk mektup… Keşke duyabilseydin tüm gerçekliğiyle anlatılan yaşanmışlığı, mezarın başında bu mektubu okuyan meleklerin hıçkırıklarını…

      Haklıydın dedeciğim, haklıydın. “İliklerine işlemiştir, fark etmez hangi soydan olduğu Türk evladıysa yeter” İşte bunlar da bir Türk’ün kaleminden dökülen sözler…

 

Ezgi YORULMAZ

Anadolu Öğretmen Lisesi

AMASYA
 

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Yakamoz-Aybike

Minik Siteci-Ayyüce

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com