Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
ANKET
Sitemizi nereden ziyaret ediyorsunuz?
Marmara Bölgesi (30%)
Karadeniz Bölgesi (10%)
Güneydoğu Anadolu Bölgesi (5%)
İç Anadolu Bölgesi (19%)
Doğu Anadolu Bölgesi (7%)
Ege Bölgesi (13%)
Akdeniz Bölgesi (7%)
Yurtdışı (4%)


Toplam 7759 kişi katıldı.

  

Online 2 

Bugün: 39
Dün:
584

Ip No:38.103.63.59

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     19.   

 

                                       

    KAHRAMANIMA,

     Dede… Ben bu kelimeyi sana hiç söyleyemedim; ama çok defa yazdım. Bu da sana yazdığım ilk mektup değil. Seni düşündüğüm zaman kalemi elime alıp yüreğimin mürekkebine batırdığımda hep şu iki sözcük dökülüyor: Seni özledim… Ne zaman ağlayan bir çocuk görsem sana olan hasretim geliyor aklıma. O an boğazıma bir yumru tıkanıyor. Oturup hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden. Ama ağlayamıyorum işte dede, utanmak ağır basıyor.

     Seni hiç görmedim; ama biliyorum sen bir kahramansın: benim kahramanım. Öyle bir kahraman ki içinde kaybolacak kadar derin bakışların. Dağları devirecek kadar güçlü. Bile bile ölümün üzerine yürüyecek kadar gözü kara. Apak bir güvercin kadar temiz. Bir saat kadar şaşmaz ve güvenilir. Evet, seni hiç görmedim; ama seni senden bile iyi tanıdım.

     Seneler önce bir bayram sabahı kabrine geldiğimde ağlamıştım: “Neden? Neden benim de sıcacık göğsüne kapanıp uyuyabileceğim, bastonunu alıp kızdırabileceğim, bayramlarda elini öpebileceğim bir dedem yok?” diye. Dışarıdaki onca çocuk bütün bayramları dedeleriyle geçirirken neden benim payıma sadece onun mezarına çiçek getirme düşmüştü? Çaresiz senden kalan birkaç parça eşyayla yetiniyordum. Ama birkaç sene önce Çanakkale’ye, yani senin uğrunda savaşıp şehit olduğun o yere gidince anladım ki senden kalan tek şey birkaç parça eşya değilmiş. Koskoca bir vatanmış senden kalan… Oraya gidene kadar senin Çanakkale’de savaşıp ölen bir asker olmanın bir çocuğun yaşayabileceği en acı tecrübe olduğunu düşünüyordum.

     Milyonlarca çocuğun dedesi yanındayken benim dedemin ölmüş olmasını kabullenemiyordum. Biliyorum, bu çok bencilce. Ama zaten bütün sevgiler bencil değil midir dede? Ama o şehrin sınırlarından içeri girdiğimde sevgi hakkında bildiğim bütün doğrular yalan oldu. O şehrin her köşesinde, insanlarının bakışlarında, suyunun her damlasında gördüm seni. Türkülerinde seni dinledim, içtiğim her bardakta seni tattım. Yüzüme çarpan rüzgârında seni hissettim. Karış karış seni gezdim. Bütün bir şehir sen kokuyordu. Çanakkale sendin dede. O gün bir şeyi çok iyi anladım: Değilmiş, her sevgi bencil değilmiş. Bir sevgi var ki uğruna gözünü kırpmadan kendi canını feda edecek kadar büyük, uğrunda bile bile ölüme koşacak kadar delice. Bu öyle bir sevgi ki Azrail’i selamlamak üzereyken dudağındaki son kelime, yüzündeki son tebessüm olacak kadar derin. Bir ölümün ardından “Vatan sağ olsun!” diyebilecek kadar iyimser.

        Bu sevgi hiçbir şeye benzemez. Bu sevgi vatan sevgisi ve söylemekten gurur duyuyorum ki benim dedem bu sevgi uğrunda şehit oldu. Yalnız sen değil dede, binlerce Hüseyin, Mehmet, binlerce Ali’ydi şehit olan. Kimi yirmi beş, on beşti kimi. Kimi nişanlı, kimi evli. Ama hepsinin ortak bir notası vardı ki hepsi bu sevgi uğrunda sevdasını, sılasını, yavrusunu bırakıp gelmişti ardında. Hepsinin de şahadet getirirken gözünde Çanakkale, yüreğinde hasret vardı. Ölüm onları sonsuzluğuna ince ince alırken dillerindeki son cümle “Çanakkale Geçilmez!”di.

     O gece, öldüğün gece yanında olmak isterdim dede. Ölüm ensende beklerken, senin Azrail’e kafa tutarak, ölümün üzerine efeler gibi korkusuzca yürüyüşünü izlemek, önünde kalkan, tüfeğinde mermi, şakalarından boynuna süzülen ter olmak, o gece seninle aynı gökyüzünün altında ölümü, üzerime büyük gelse de, giyerek yanında savaşmak isterdim. O gece senin yerine ölmek isterdim; ama bu ölüm sana yakıştığı kadar yakışmazdı bana. Sen bu ölümü üzerinde çok güzel taşıdın dede.

     Evet, şimdi hayatta değilsin; ama ben kendimi hiçbir zaman uzak hissetmedim sana. Sen benim için ölümsüzsün. Seni içimde öyle bir yere koydum ki ateş yakmaz, su ıslatmaz, kurşun işlemez… Yaşayan insanlardan farkın nefes alıp verememen. Bu hiç önemli değil; çünkü yaşamımız boyunca ciğerlerimize çektiğimiz hiçbir nefes, senin vatan uğruna verdiğin son nefesinden daha anlamlı olamaz, hem de bu topraklar üzerinde aldığımız her nefesin sebebi biraz da sen iken. Bir farkın daha var ki o fark seni ebedi kılan, seni milyonlarca insanın avuçlarındaki dua, dillerindeki türkü yapan. Seni, bedenen var olmadığın şu dünyada yaşatan, nefesin olan, bu fark. Sen bir şehitsin dede ve şehitler hiçbir zaman ölmez.

     Ben bugün ağlamak istiyorum dede, seni göremeden kaybettiğim için. Bugün o hainlere gülmek istiyorum, bu vatanı parçalayabileceklerini zannettikleri için. Bugün sana ve diğer Hüseyin’lere, Mehmet’lere, Ali’lere teşekkür etmek istiyorum, bana, bize bugün bir kez daha “Çanakkale geçilmez!” diyebilme şerefini yaşattığınız için.


 

                                    Hazal ÖZVEREN
 
             Vali Muammer Güler Anadolu Öğretmen Lisesi
 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com