Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
ANKET
Sitemizi nereden ziyaret ediyorsunuz?
Marmara Bölgesi (30%)
Karadeniz Bölgesi (10%)
Güneydoğu Anadolu Bölgesi (5%)
İç Anadolu Bölgesi (19%)
Doğu Anadolu Bölgesi (7%)
Ege Bölgesi (13%)
Akdeniz Bölgesi (7%)
Yurtdışı (4%)


Toplam 7759 kişi katıldı.

  

Online 1 

Bugün: 39
Dün:
584

Ip No:38.103.63.59

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     18.   

 

                                             

       Kahraman Türk Ordusunun bir neferi olan şehit dedeciğim,

      Yıl 2008, Mart’ın 18’i… Zaman o zaman, mevsim o mevsim. O kadar yakın ki her şey, bugün gibi. Oysa aradan 93 yıl geçti. Ama zamanın hiçbir önemi yok. Seni bana o kadar anlattılar ki seni gördüm, elimden tutup savaşı bana sen anlattın.

      Ben Çanakkale Destanı’nı bir şehitten dinledim. Yoksa nasıl bilebilirdim. Çanakkale’nin taşına toprağına, yokuşuna bayırına destanını yazdıran Mehmetçiği. Dünyanın neresinde bir avuç toprağa Kanlı Sırt, Kırmızı Sırt, Bomba Tepe, Cesaret Tepe, Hain Tepe, Bomba Sırt, Korku Dere, Sürgü Dere gibi isimler verilebilir.

      Kahraman dedeciğim,

           Sen gördün mü, Seyit nasıl bir anda hiddetlendi, aşka geldi? Oechen zırhlısı boğazı kulaçlarken, bunu gören diğerleri de arkasından gelirken, artık kabaran yüreğine mani olamayan Seyit, üç kişinin zorla kaldırabildiği 276 kiloluk gülleyi nasıl sırtladı. Kemiklerinin çatırtısını duydun mu?

      Sevgili dedeciğim!

      Mermiler havada çarpışıyor, düşen her merminin ardından havaya bacaklar, kollar, gövde parçaları ve akla gelebilecek her şey uçuşuyor. İnsanın kanını donduracak bir sahne. Sen de o sahneyi gördün mü?

      Savaş tüm dehşetiyle sürüyor. Şanlı Türk Ordusu asaletinden hiçbir şey kaybetmeden kahramanca savaşıyor, gözünü kırpmadan canını veriyordu. Almanların isteklerine rağmen savaş boyunca zehirli gaz kullanmadı, su kaynaklarını zehirlemedi.

      Esirlere ve yaralı düşman askerlerine, Türkler hakkında kafalarda kemikleşmiş bütün önyargıları çatlatırcasına iyi davrandı. Yaralı düşmanlarını sırtlarında getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman yedek gömleğini yırtarak onlara sarıyorlardı.

      Tarihten vatan aşkının timsali kahraman Seyit…

      Sen anlatmıştın bana, 18 Mart hezimetiyle renkli rüyalarından uyanan düşmana Çanakkale artık felaketten başka bir şey değildi.

      Orası Çanakkale, kahramanlar ve şehitler yurdu!

      Sen de oradasın. Adını bilmediğimiz nice kahramanla koyun koyuna yatıyorsun. Ne bir taşta adın var, ne mezarını biliyoruz. Ama bir parçamız orda, Çanakkale’de…

      Ben seni tanırım dedeciğim. Kırmızı kanının düştüğü topraktan çıkan güllerden tanırım. Kanının rengini verdiğin bayraktan tanırım. Uğruna canını verdiğin topraktan tanırım seni. Senden bana miras kalan kalbimdeki vatan aşkından tanırım seni.

      Sen rahat uyu. Dünya durdukça bu vatan bizim. Asil kanının düştüğü toprak dünya var oldukça yaşayacak.

      Ben bir şehit torunuyum. Kahraman soyundan gelen tek bir neferim, toprağım, bayrağım söz konusu olursa tüm dünyaya yeterim.

      Dağın zirvesinden keskin bakışlı önder haykırdı:”Özgürlük sevdamız için gerekirse canımızı veririz. Ağlar analarımız, bacılarımız ölür, şehit olur askerlerimiz. Ama bu zafer bayrağı asla düşmez zirveden.” diyerek zaferimizi kutlamıştır. Ne mutlu sana şehit dedem. Ne mutlu bu toprağa düşen asker. Ne mutlu tarihe sığmayan kahramanlara…

      Bu mektubu sana torunun yazıyor. Vatanında başı dik ve başka milletlerin himayesi altında olmadan özgürce yaşayan, senin kahramanlık destanlarınla büyüyen, kanının her zerresinde şehidini hisseden, adını bilmediğin torunun yazıyor bu mektubu. Sana ve tüm şehitlere, canınız pahasına bu toprakları ve özgürlüğümüzü bize hediye ettiğiniz için minnettarız.

      Ey toprağın altında yatan kahraman!

       Minnetimi anlatmaya yetmez ki ne sözlerim ne sayfalarım. Ancak bağımsız vatanın unutulmaz şairi Mehmet Akif ERSOY’un dizeleri anlatır derin minnetimi ve saygımı:

      “Ey bu toprak için toprağa düşmüş asker!

      Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer,

      Ne büyüksün ki kanım kurtarıyor tevhidi!

      Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.

      Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

      Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın!

      Ey şehid oğlu isteme benden makber!

      Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber!!!

        
 

Şeyma TÜRKMEN

İshakpaşa İlköğretim Okulu

                                                                                                

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com