Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
ANKET
Sitemizi nereden ziyaret ediyorsunuz?
Marmara Bölgesi (30%)
Karadeniz Bölgesi (10%)
Güneydoğu Anadolu Bölgesi (5%)
İç Anadolu Bölgesi (19%)
Doğu Anadolu Bölgesi (7%)
Ege Bölgesi (13%)
Akdeniz Bölgesi (7%)
Yurtdışı (4%)


Toplam 7759 kişi katıldı.

  

Online 1 

Bugün: 39
Dün:
584

Ip No:38.103.63.59

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     16.   

 

         

SELAM OLSUN SANA KAHRAMANLAR KAHRAMANI;

         Bir bahar günü tanıştık seninle 5 yıl önce. Küçük, ufak, bir kız çocuğun kalbinde fırtınalar estiren bir çizgi film ile. Nerden bilebilirdim ki beni bu filme çeken yanımın sen olduğunu? Senin gibi bir kahramanın torunu olduğumu… O çizgi filmi izlerken içimden bir şeyle kopardı. “Sırtına yüklemiş 276 kiloluk mermiyi/ koşuyor bataryasına ateşler içinden” . Sanki o mermiyi kaldıran Seyit Onbaşı değildi ve mermi değildi o havaya kalkan; kanatlanan kalbimin havalanmasıydı. Benden bir parçaydı. Sorgunlu Hasan’ın başındaki kınanın sebebi ona değil de bana soruluyordu adeta… Onun şaşkınlığı değildi, bendim hayretler içinde kalan:” Demek anam beni vatana kurban olsun diye kınalamış!” Cevap ararken bu sorulara ve kalbim o anları yaşarcasına kanatlandığında seni öğrendim babamdan. Meğer beni bu kadar içine çeken bir olayda başrollerde dedem vardı: kahraman dedem… O an bu heyecana nasıl dayandım bilemedim. Şaşkınlık, mutluluk, heyecan, hüzün… Kalbim tüm bu duyguları yaşadı her zerresiyle… Ben bir kahramanın torunuydum; ben kahramanlar torunuydum…

          Ah dede ah! Neler yaptın oralarda? Hangi güzelliklerle sarmaş dolaş oldun da böyle bir zaferi nasip ettin milletine? Yoksa o kaybolan taburun içinde sen de mi vardın? Nusret mayın gemisiyle tüm boğazı mayınlarla sen mi döşedin yoksa? Yoksa sağ kolunu kaybettiği halde “Sol kolum var; komutanım!” diyen sen miydin? Söyle dede: anlat her şeyi… Hangi zorluklarla boğuştun o topraklarda? İnkâr etme; ben şimdi sıcacık evimde leziz yemeklerle karnımı doyururken sen o soğuk akşamlarda bir parça ekmeğe hasret kaldın değil mi? Anafartalar’da mıydın, Arı burnu’nda mı, Seddülbahir’de mi? Söyle dede neredeydin?

         Zoraki gitmediğini biliyorum oralara… Hangi kahraman zorlamayla gitmiş ki oraya? Sen de iman gücünle yollara düştün değil mi dede?  Gözünü kırpmadan “Allah Allah” nidalarıyla herkesten önce davranıp kahpe düşmanla göğüs göğse vuruşan sendin, sizdiniz… Bir güç vardı ki kalbinizde o güçle denizlere gömdünüz Elizabeh’i, Bouvet’i… Şahadet şerbeti içmek ne kadar da gurur vericiydi sizin için değil mi? Zaten onun için birbirinizin önüne geçip savaşmadınız mı? Neden dede? Nasıl? Size tüm bunları yaptıran güç neydi Allah aşkına?

          İnsan bazı şeyleri zamanı gelmeden anlayamazmış. O gün kalbimle, ruhumla bu sorulara yanıt vermek o kadar güç oldu ki benim için. O küçük halimle kaç gece cevap aradım bu sorulara…

         Cevap bulmak mı daha zordu, yoksa bulunan cevaplara inanabilmek mi? Anlayamadım o zaman.

        Ama şimdi aradan 5 yıl geçti… Bazı şeyleri daha iyi kavradım. Artık biliyorum dede… Sana, size şahadet şerbetini içtirmek isteyen, hiçbir korku vermeyen ve “ Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela” ya karşı savunma yaptıran iman gücüydü. Doğruyum değil mi dede? O güç ki İsmail Hakkı’ nın rüyalarına girip tüm boğazı mayınlarla döşettirdi, o güç ki karşıdan gelen el bombalarının hiçbir korku duyulmadan geri atılmasını sağladı ve yine o güç ki bu vatanı bize bağışladı…

          Ben de gitmek isterdim dede… Senin ayak bastığın yerlere ayak basmak senin duyduğun o gücü duymak…

         Ah dede ah! Şimdi yine anlayamıyorum… Ama seni değil kendimi… Sen, siz bu vatanı canınız pahasına savaşıp bizlere hediye etmişken ben, biz neler yapıyoruz bunun hakkını verebilmek için? Senin bana verdiğin o şerefin yükünü kaldırabilmek kolay mı sanıyorsun dede? Hayır, hiç de kolay değil. Çoğu zaman unutuyoruz bu yükü taşımayı, nerden geldiğimizi, neler yaptığımızı…

        Unutturma dede, ne olursun unutturma bunları bana… Kendini, Çanakkale’yi, Sarıkamış’ı unutturma. Bastığım her kare toprak için binlerce şehidi unutturma bana. Hatırlat dede, Allah aşkına hatırlat bana… Sana layık bir torun olmak için, vatanıma layık bir evlat olabilmem için. An be an hatırlat. Çünkü bunu unuttuğum zaman kendimi unuturum. Ne olur unutturma bana dede, ne olur…

Ve dedeciğim sen de unutma: “Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber

                           Sana aguşunu açmış duruyor peygamber

                           Sana aguşunu açmış duruyor peygamber”     

 

Şeyda Nur Ünal

Sami Yangın Anadolu Lisesi

KAYSERİ

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com