Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
 
ANKET
Elmabahcemizin çocukları, kendinizi nasıl tanımlamak istersiniz?
elma çiçekleri (20%)
elma fidanları (5%)
elma kurtları (38%)
elmabahcem dostları (13%)
elma şekerleri (21%)


Toplam 2248 kişi katıldı.

 

Online 2 

Bugün: 29
Dün:
522

Ip No:38.103.63.61

      

 

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     15.   

 

Ey dedem,
Haberin ve eşyaların geldi. Anneannemin gözlerinde yaş, sözlerinde hasret var. Anneannem kendini toparladıktan biraz sonra eşyalarını karıştırırken göndermek üzere olduğun mektubu buldum. Şu satırlar onun yüzünü güldürdü:
- Belli, ben şehit olacağım. Evet, bu haber müjdeli haberimdir. Mustafa Kemal’in dudaklarından süzülen şu sözlerde şehit olacağım müjdelenmişti sanki:
-   Ben size taarruzu değil; ölmeyi emrediyorum.
Sakın üzülme hanım. Ben de bu kutsal vatana kanımı vereceğim. Şehit unvanı ile cennete gireceğim. Çocuklar iyidir umarım. Sana, yani sizlere neyi anlatayım, bilmiyorum… Seyit Onbaşı’nın 276 kiloluk dev mermiyi sırtında taşımasını mı, yoksa bizim Kınalı Ali’yi mi anlatayım?
Kalbimizde vatan aşkıyla, elimizde ne varsa hücum ettiğimiz an… Ne gelen mermilerin sayısını ne şehit mertebesine ulaşan yiğitlerimizin sayısını biliyorum. Kollarımın arasından kayıp giden arkadaşlarımı ve sizleri düşündükçe hırs ve üzüntüyle daha da coşkulu saldırıyoruz.
İnşallah ben de şehit olurum, diyorum bazen. Göğsümüzü siper ediyor, ey düşman, sen vatanında rahat durmadın, Çanakkale’yi elimizden alabileceğini sandın. Siper ettik gövdemizi, Allah’ın izniyle durduracağız bu hayasızca akını. Ben ve asker arkadaşlarımın ve tabi sizlerin dilinde “Vatan sağolsun” diye iki kelime var… diye devam eden mektupta anneannemin heyecanı belli oluyordu.
Hepimiz seninle gurur duyuyoruz. Mahallemizdeki, hatta şehrimizdeki her evden nerdeyse bir-iki şehit var. Hepimizin yüreğinde büyük bir ateş var. Anneannemi, her gün kıyafetlerine sarılırken görüyorum. Kıyafetlerinin geldiği günden sonra anneannem ne kıyafetlerini yıkattı ne de kanları temizletti. O kanın “vatan”, kıyafetlerin de “sen” koktuğuna inanıyor.
Ben mektubunu okurken, en çok bize anlattığın mucizevî olaylardan etkilendim. Mesela; siz namaz kılarken bulutların üzerinizi örtmesi ve namaz bitince dağılması… beni çok etkiledi.
Sizin bu savaşı kazanmanız, bence iman gücünüz, cesaretiniz ve vatan sevginiz sayesinde oldu. Eğer siz düşmanlara “Çanakkale geçilmez” dedirttiyseniz, eğer siz vatanı kutsal sayıp, bu toprakları kanlarınızla yoğurduysanız, şehit mertebesine ulaşmayı defalarca hak ettiniz. Allah büyük dediniz, vatan canım dediniz, etten duvar ördünüz.
Kan ve toprak, çamur oluşturduğunda gökyüzünde beliren ay kanınıza vurduğunda, bayrağımız ortaya çıktığında, bayrağımızın asla inmeyeceğine olan inancınız artmış. İman, vatan, umut, kan deyip, vatan için kanınızın son damlasına kadar çarpışmışsınız.
Dedeciğim,
Bir an bile korkmamışsınız, “anam, avradım, oğlum, kızım” dememiş, “önce vatan” demişsiniz hep. Ne mutlu size…
Sizin sayenizde destanlaşacak Çanakkale, sizin sayenizde yer-gök inleyecek Çanakkale deyince, sizin sayenizde düşman inleyecek Çanakkale deyince…
Biliyorum, günlerce aç kaldınız, mideniz bomboştu. Ama elden ne gelir? Ülke fakir, annemler, anneannemler, mahalle kadınları el birliğiyle size kıyafet dikmeye çalışıyorlardı o günlerde. Evlerde kalan son ekmekler bile, bebekleri, çocukları aç bırakma pahasına Mehmetçiklerimize gönderiliyordu. Çıplak ayakla size mermi taşıyordu Anadolu kadını…
Dua sesleri yükseliyordu bütün evlerden, bebekler bile ağlamıyordu artık. Sadece dua sesleri vardı her bir evde…
Dede,
Biliyor musun, eşyalarını getiren askerler hiç konuşmadı bile, konuşamadılar. Eşyalarını verdiler, çehrelerinde tatlı bir tebessüm vardı, anlayamadım. Meğer, onlar da yarlarını, diyarlarını bırakıp, şehit olmak, o yüce mertebeye erişmek istiyorlarmış. Bu tebessüm, senin şimdi orada ne kadar mutlu olduğunu kanıtlıyordu sanki.
Bu vatan sizinle gurur duyuyor dedeciğim. Siz, Çanakkale’nin aslanlarısınız, Gelibolu’nun fedaileri, Türklüğün sembolüsünüz. İmreniyorum size, cepheye silah taşıyanlara da yiyecek-giyecek taşıyanlara da… Ülkede yirmi, on dokuz, on sekiz yaşlarında genç kalmayınca, on yedilikler de katıldı vatan müdafaasına…
Ey Çanakkale aslanları, kanlarınızla yoğurduğunuz bu kutsal toprakları kimseye vermeyeceğimize yemin ediyoruz. Yemin ediyoruz, bu topraklara göz dikenlere, bu toprakları dar edeceğimize, mezar edeceğimize…
Seni çoooooooooook özledim, diyecektim; ama mektubunu okuduktan sonra, sen ölmedin, sen şehitsin, diyor ve rahatlıyorum, içim huzurla doluyor. Ne mutlu, benim de bir şehit dedem var.
Siz Çanakkale’de destanlaştınız, onurunuzla, mertçe, yiğitçe çarpışarak… Siz, onurlu birer şehitsiniz.
Biliyor musun dede, öğretmenim, büyüyünce çok iyi ve başarılı biri olacağımı söyledi. Sana layık olabilmek için okuyacağım, vatanıma, milletime, şehitlerimize layık olabilmek için… Siz silahınızla, süngünüzle savundunuz bu cennet vatanımızı, ben de kalemimle savunacağım… Söz veriyorum şehit dedeciğim…

Aylin UÇAR

Nezahat-Aslan Ekşioğlu İlköğretim Okulu

Maltepe-İSTANBUL

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Yakamoz-Aybike

Minik Siteci-Ayyüce

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com