Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
ANKET
Sitemizi nereden ziyaret ediyorsunuz?
Marmara Bölgesi (30%)
Karadeniz Bölgesi (10%)
Güneydoğu Anadolu Bölgesi (5%)
İç Anadolu Bölgesi (19%)
Doğu Anadolu Bölgesi (7%)
Ege Bölgesi (13%)
Akdeniz Bölgesi (7%)
Yurtdışı (4%)


Toplam 7759 kişi katıldı.

  

Online 2 

Bugün: 41
Dün:
584

Ip No:38.103.63.59

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     14.   

 

 

      Sevgili dedeciğim,         
 

     Babamın Balkan Harbinde yaralanıp gazi olmasından sonra şimdi de evde senin hasretimle yanıp tutuşuyoruz. O yaşına rağmen “Vatan” diye nerelere gittin. Evdekiler bildiğin gibi Babam söylemese de savaşta kaybettiği koluna bakıp duruyor. Annem ve ninemde ise bir karamsarlık hakim.  Ümidi kesmiş her zaman askerlik şubesinden gelecek haberleri bekliyorlar. Son yıllarda yaşadığımız olaylar hayra alamet değil, diyor ninem. Balkan Savaşlarının yaralarını yeni sarmışken bir de bunlar eksikti diye söylenip duruyor. Babamın yanında bu konuları fazla açmamaya çalışıyoruz çünkü biliyorsun o da cepheye katılmak istiyordu ama bir kolu olmadığı için geri çevirmişlerdi. Şimdi bize hissettirmese de koluna bakıp hülyalara dalıyor.

 

     Evde sen gittiğinden beri bir sessizlik hakim. Olsun be varsın. Eğer bu vatanın yüzü gülecekse biz ağlamışız çok mu? Savaşın etkileri İstanbul’da gün geçtikçe kendini hissettiriyor. İhtiyaçlarımızı karşılamak oldukça güç. Bıraktığın paralar gün geçtikçe azalıyor. Bakkala yazdırıyoruz ninem her defasında ısrar etmesine karşın Rüstem Amca geri çeviriyor. Nine, senin oğlun Balkanlarda bir kolunu verdi Mehmet Dayı Çanakkale’de bir de senden para mı alacağım, diyor. Sen bizi merak etmeyesin. Sana söz verdiğim gibi kimseyi üzmüyorum. 
 

     Evdekiler madem bu yangın hepimizi yakacak bari karınca misali biz de su taşıyalım diyorlar. Annem ve ninem evdeki ipleri toplayarak çorap örmeye başladılar. Annem bazı günler hastaneye giderek yaralılara yardım ediyor. Eve geldiğinde bana söylemiyor ama çok kötü durumda olan yaralılardan bahsederken duydum bu savaş ne kötü bir şey dede. Neden bu yabancılar buralara geliyorlar. 
 

 Şehirde her gün gazete satan çocuklar “Yazıyor yazıyor.” diye bağırarak son meydana gelen gelişmeleri bildiriyorlar. Yabancılar ha bire asker sevk ediyorlarmış . Askerlik şubelerinin önü askere gitmek isteyenlerle dolu. Ben de sıraya geçmek istedim ama görevli yaşım çok küçük olduğu için beri geri çevirdi. Sırada bekleyen bir grubun kollarında sarı kurdeleler vardı. Bunlar İstanbul Lisesi’nin öğrencileriymiş. Sınıflar boşalmış öğrenciler ve öğretmenler cepheye koşuyorlarmış. Önden giden bir liseli şehit düşmüş orada. Tüm şehir onu konuşuyor.Adı Hasan’mış. Sen tanıyor muydun? Senin oraya yakın mı? Meğerse bu Hasan okula bir mektup yazmış Eğer demiş ben şehit olursan okulun  kapı ve pencerelerini siyaha boyayın.Okulun sarı olan rengine şimdi de siyah ekleniyor. Tıbbiyeli ağabeyler de cepheye katılacakmış. Bütün okullar şimdi boş. Bu gidişle mezun veremeyecekmiş okul.Babamın söylediğine göre eğer bu okumuş kesimi yitirirsek dallarımızdan birinin daha kesileceğini söylüyor. Bir ülkenin gelişmesinde okumuş aydın kesimin katkısı inkar edilemezmiş. Bu siyahlık kara günler mi getirir dede bilmiyorum ama gitsin bir daha gelmesin. 
 

     Dede, şehir tam bir felaketler yumağına döndü. Gelen giden vapurun haddi hesabı yok. Büyükler konuşurken duydum. Kafasıyla işaret ediyordu. Gelenler yaralı getiriyor. Hastaneler doldu taştı, yer yok bahçeye bile yaralı koyuyorlar. Giden vapurların önünde ise mahşeri bir kalabalık. Hepsinde bir yiğitlik okunuyor. Marş söyleyerek birbirlerine destek vermeye çalışıyorlar. Cepheye gidecek olanları geçirmeye gelenler devamlı ağlıyorlar. Bende dayanamayıp seni düşündüm ve oturup bir köşede ağladım. Dönecek misin be dede. Ne olur dön. Senin o beyaz sakallarını özledim. 
 
     Askerlik şubesi ve hastane arasında devamlı mekik dokuyan insanlar var. Kimi kocasından, kimi arkadaşından kimi de babasından bir haber bekliyor. Mektubu olanlar sevinçli bir şekilde ayrılıyorlar. Her gün şehit listeleri okunuyor. Yaşlı anaların halini görmeliydin. İki gözü çeşme ağlayanlar. Bugün oğlunun şehit haberini alan ana gözyaşlarını sessizce dökerken :“Olsun sırada Recebim var.” diyordu. 
 

    Bir de şehirde o kadar esrarengiz olaylar anlatılıyor ki. Artık bu hikâyeleri devalarca babama anlattırıyorum. Benim ısrarım karşısında babam sanki bu olayları kendi yaşıyormuşçasına anlatıyor. Kınalı Kuzu varmış sizin orada ilk duyduğunda herkes şaşırmıştı. Erkeğe kına yakılır mı diye ama işin aslı anlaşılınca bende kafama kına yaktırmak istedim ama evdekiler kabul etmediler.  
 

      İstanbul’a bir amca gelmiş. Lastik alınması gerekiyormuş ama para olmadığı için bir belge düzenleyerek almış.Şehirde bir efsane haline geldi.Herkes merak ediyor bu kişinin olduğunu. Üzerinde belki tarihe geçecek şu söz yazıyormuş : Bedeli Çanakkale şehitlerinin kanıyla ödenmiştir. 
 

     Bir de Koca Seyit’ten bahsediliyor. 270 kiloluk top mermisini kaldırıp namluya sürmüş. Haberleri gazetelerde devamlı çıkıyor. Keşke ben de yanında olsam bu olaylara şahit olsam. Hem faydam da dokunur askerlerimize su dağıtır, onların ihtiyaçlarını karşılamak için cephenin arkasında koştururdum ama ne evdekiler ne de askerlik şubesindekiler bunu kabul etmiyorlar. Peki ne zaman diye sorduğumda inşallah sana sıra gelmez diyorlar. 
 

     Bir de bir komutandan bahsediliyor. Adı Mustafa Kemal’miş. Babam bana devamlı bu isimden bahsediyor. Önceki cephelerdeki başarılarını bu cephede de göstereceğini ve bizim mutlaka bu savaşı kazanacağımızı söylüyor. Babamın dediğine göre cephede memleketin dört bir tarafından devamlı asker geliyormuş. Buraya gelenlerin memleketleri de farklı. Ha bire memleket sayıyorlar. Dede orada kaç kişi var? Bu kadar insan nereye kayboluyor? 
 

     Sevgili dedeciğim, sözlerime son verirken şunları söylemek istiyorum : Bizleri merak etme. Babam sabırsızlanıyor ama ondan önce bir şey olursa ben geleceğim. Benim adım da Mehmet ya hani bende bir Mehmetçik sayılırım değil mi? Eğer bu topraklara, insanlara bir şey olacaksa yaşamışız bir şey ifade eder mi? Evdekilere her yemekten sonra gözlerine yaş toplanıyor ama beni üzmemek için belli etmemeye çalışıyorlar ama dedeciğim gördüklerim ve duyduklarımdan sonra yerimde duramıyorum. Seni ne kadar özlediğimi bir bilsen. Bende senin yanında olmak istiyorum. Bunun ancak duayla olacağını söylüyor annem. Bende ellerimi açıyorum, gözyaşlarımla birlikte bu acıların bir an önce bitmesi için dua ediyorum. Sadece senin değil tüm ağabeylerin, babaların, kardeşlerin bir an önce geri dönmesi için. Babamın acısından sonra senin yokluğuna dayanabilir miyim bilemiyorum dedeciğim bilemiyorum. 
 
            Seni çok seven torunun.

Emre YALÇIN

Özel Nilüfer Coşkun İlköğretim Okulu

  Maltepe-İSTANBUL

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com