Sitemize Hoşgeldiniz   |    Çocuk Sitesi .: Elma Bahçem :.     
 
ANKET
Elmabahcemizin çocukları, kendinizi nasıl tanımlamak istersiniz?
elma çiçekleri (20%)
elma fidanları (5%)
elma kurtları (38%)
elmabahcem dostları (13%)
elma şekerleri (21%)


Toplam 2248 kişi katıldı.

 

Online 2 

Bugün: 29
Dün:
522

Ip No:38.103.63.61

      

 

 YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

     8.   

 

ÇANAKKALE’DE CESURCA ÇARPIŞAN DEDEME, 
 

Şu boğaz harbi nedir?Var mı ki dünyada eşi?

En kesif orduların, yükleniyor dürdü beşi.

Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya,

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. 
 

     İşte bu satırlarla başlamıştı, Çanakkale Harbi. Geri dönülmez bir yola çoktan girilmişti.Bu yolun yolcularından biri de sensin dedeciğim.Yolcu aç,yolcu fakir…Fakat yolcu imanlı.Bunu hiçbir güç yenemez.Sen elinde tüfek,yüreğinde kocaman bir vatan sevgisiyle savaşarak; ocağımızı, namusumuzu ve en önemlisi de vatanımızı kurtardın. Sen ve senin gibiler olmasaydı biz bu topraklarda bu denli özgürce yürüyebilir miydik? Ödüllerin en güzelini ve cennetin en üst katını sana verseler, gene de hakkın ödenmez .

      Dün rüyamda gördüm seni. Bir tepenin üzerindeydin. Yanında Mustafa Kemal de vardı. Bir bölük askerle birlikte sana bir şeyler söylüyordu. Söylediklerinden aklımda kalan tek şey “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” cümlesiydi. Tarih kitaplarında hep adını duyduğum ve sadece resmini gördüğüm Mustafa Kemal`i rüyamda görmüştüm.

-Dede, Mustafa Kemal nasıl biriydi? Rüyamda gördüğümde, deniz mavisi gözleri ve çok kararlı bakışları vardı. Eminim sen de onun için aynı şeyleri söyleyeceksindir dede. Hani rüyamda bir tepe gördüm demiştim ya! İşte o tepenin yamacında bir dere akıyordu. Ama bu dere suyla değil, kanla besleniyordu. Etrafınız düşman gemileriyle  çevrilmişti. Topunuz, tüfeğiniz kısacası hiç cephanemiz kalmamıştı. Gökyüzü simsiyah bulutlarla  kaplanmıştı. Önünüzdeki boğaz kıpkızıl kandı. Düşman gemileri boğazı geçti gececek… Kanla sulanmamış bir karış toprak bile yok. Her tarafta kafalar,kollar, gövdeler… Birden bir gök gürültüsü oldu. O simsiyah bulutlar bir anda parçalandı ve ışıltılarla binlerce atlı indi gökyüzünden. En öndeki atlının  yüzü çok parlaktı. Yüzüne bakamıyordum. Gözüm kamaşıyordu. Onca karmaşanın içinde bir ses “Ya Muhammed hoş geldin” dedi. “Biliyorduk imanla savaşılan her yere sizinde geleceğinizi” diye ekledi. Bir anda  savaşın yönü değişti. Sanki ölüler yine dirildi. Dede bu nasıl bir imandır ki  Peygamber bile  yardıma geldi?Gökten binlerce melek indi. Böylesi bir iman nasıl olur dede? Aklım almıyor. En gaddar maskelerini giymiş ve en zalim teknolojileriyle gelmiş olan düşman boğaza dayandı “Ya boğazı geçerlerse…” diye korkmuyorum dede.  Her şeyi geçerlerse bile asil Türk milletindeki bu imanı geçemezler. Şimdi sen cennetin en üst köşesindesin. Sen ölmedin yaşıyorsun. Kimse şehidlere öldü diyemez, onlar diridir. Ama biz onları  göremeyiz. Peygamberlerle komşu musun dede? Sorduğum soruya bak. Tabi ki komşusundur.

        En güçlü silahlarla gelmiş ve size göre tek dişi canavarı yenmek , namusu, vatanı düşmandan  kurtarmak kolay mı? Dede ortalık cehennem gibi,kimse kimseyi tanımıyor. İşte o anda bir iman daha parladı. Şeyit onbaşı koca bir gülleyi “Ya Allah!” diyerek tek başına kaldırdı ve topa sürdü. Top en büyük İngiliz zırhlısının bacasından içeri girdi. Gemi bir fincan tabağı gibi boğazın serin sularına gömüldü. Beni en çok şaşırtan  Seyit’in imanıdır dede. O koca gülleyi nasıl kaldırdı? Gülleyi topa nasıl sürdü de ölüm saçan gemi bir anda paramparça oldu?Gemi paramparça oldu olmasına da “ Su uyur, düşman uyumaz!” demiş atalarımız. Diğer gemiler durur mu? Birkaç gemi  kıyılara yaklaşmak istedi.Suyun altındaki mayınlar patlayınca, onlar da sulara gömüldü. Geride kalanlar ard arda dizilerek yön değiştirdiler.Adeta kaçıyorlardı.Türk askerleri büyük bir coşkuyla, hep bir ağızdan;” Çok şükür Yarabbim. Geçemediler, geçemeyecekler!” 
 

                Asımın nesli…diyordum ya… nesilmiş gerçek,

               İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek… 
 

      Ellerimle yazdığım, yüreğimle beslediğim ve düşümle süslediğim bu mektubu sana gönderiyorum dede. Ama gidip bir postahaneye vererek değil, toprağının üzerine bırakarak gönderiyorum. Adresini bilmiyorum diye üzülme.Vasiyet etmişsin torunlarıma söylensin diye ”Çanakkale’de ki her bir toprak parçası benim mezarımdır.”demişsin. Bugün  boşuna mı “Gelibolu dünyanın en büyük mezarlığı” deniyor?Çünkü orada benim dedem yatıyor.Çünkü  orada bizim dedelerimiz yatıyor .Ben de Çanakkale’deki her toprak parçasına senin ismini yazdım.Zaten benim için Çanakkale’nin her karış toprağı senin mezarındır.Sen vatanın bağrında rahat uyu.Sizin mirasçılarınız bizleriz artık.Vatan için,namus için kanımı son damlasına kadar akıtmaya hazırım. 
 

               Ruhun şâd ve mekanın cennet olsun dede.

 

Emel BULUT

 M. Kın Anadolu Kız Meslek Lisesi

KİLİS

 

 

YARIŞMAMIZDA DERECEYE GİREN DİĞER MEKTUPLARI  OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

SİZDEN GELENLER

   

   Yazılar
 
   Şiirler
 
   Hikayeler
 
   Resimler
 
   Hatıralar
 
   Bilmeceler
 
   MİNİK ELMA KURTLARI
 
   Fıkralar

 
DUYURULAR

 Toplam  1 Duyuru var
TAVSİYE LİNKLER

Hacılar Köyü

Yakamoz-Aybike

Minik Siteci-Ayyüce

Atatürk ve İlkeleri

Son Peygamber

Eğitim Sitesi

Bilgin Bücürler

Halk Müziği

Sesli Kitap Gönüllüleri

Bilim Çocuk

Ödev Sitesi

İngilizce Testleri

PROGRAMLAR
   
 
 
 
 
 




Webtasarım Erhan KARAKAYA
elmabahcem@hotmail.com