Gelecekten umutla! Merhaba Hasan Dedem;
Gelecekten selamlarım sizi. Bir borç bildiğimiz minnettarlık duygularımızı ve bazı gözyaşı tadında birkaç serzenişi size anlatmak için yazıyorum. Başladığım gibi gelecekten umutla! Bu umudun emsali görülmemiş bir şekilde içinde yaşatan insanlar adına başlıyorum.
Çanakkale'de yazılan bir destanla ilgili, bildiğiniz bazı şeyler haykıracağım! Binlerce insanımızı ve okuyan gencimizi yitirdiğimiz dünyada eşine rastlanmamış bir hürriyetin en güzel göstergesi bu savaş. Şunu unutmadık o savaştan sonra: Özgürlük Türk milletinin kaybedilmez parçası!
Savaşta en ön saflarda göğüsledin umudun, hüznün, acının sefaletin büyüğünü. Çanakkale su yerine kanlarınızı akıttı. Oluk oluk hem de... Gururlandı Çanakkale fakat gözyaşlarını tutamadı! Gösterdi bağımsızlık inancımızın kudretini. Zannettiler ki gelen top sesleriydi, gelen top sesi değil boğazın kükreyişiydi. Şimdi ben kükrüyorum Çanakkale’min sesini. Çanakkale geçilemedi! Sizin her şeyinizi göze alarak inançlı savaşınız Çanakkale’yi geçirtmedi. Yüzlere kapanan bir kapı oldu Çanakkale. Arkasına ağıtlar yakılan Çanakkale’m! Türkülerin bağışlandığı kahramanlığı destan olan Çanakkale’m! Bir neslin yeni bir nesil için yok oluşuydu! Kim unutabilir ki... Kim unutturabilir ki...
Çanakkale; kandiller kırıldı, ahı kaldı duvarlarda pak alınların, şimdi kıyama girip kaç şehit saracak bağrımızı. Bizi tarihin sayfalarına gömen zaman mıdır? Gör işte bildiğim kadar benimsin! Kanım damlar her karış toprağına. Bil ki içimdeki zafer senin düşmemişliğindendir.
Çanakkale; ak alnına karanlık düşmesin dalgalanan her yürekte, burç burç alem alem dolaştırıyorum seni gönlümde. Bağışlandığım kadar seni var edecek zerrelerim. Üzerine düşen her canın sorumlusuyum ben. Seni karartan eller hangi boşluğumu oklar bilemem. Bilemem okların bağrıma değdiği gün kaçıncı damlada seni yavaş yavaş ölüme terk ettiğimi.
Şimdi bil ki bir fail eşliğinde yitirdiğim cepheler bir Seddülbahir olup akıyor içime. Özlediğim yarışımda bir bir seni dikiyorum burçlara. Heybemde sana dair şiirler, Çanakkale’m! Kandillere yazdırmalı seni ve aydınlanan her şulede suhuflarca yazdırmalı seni gönüllere.
Onlar da Çanakkale’yi çocuk yüreklerine sığmayacak büyüklükte bir cesaretle kucakladılar. Ne “Boran”lar, ne “Mehmet”ler taçlandırıldı şehit rütbesiyle. Benim yaşımdaydılar onlar. Çocuk olamayacak çocuklardı. Çanakkale’m. Omzunda süngüler, belki daha görmemişti barutu, mermiyi ama ölüm bile söndüremedi vatan sevgisiyle yoğrulmuş yüreklerindeki ateşi! Tek bacakla çarpıştı kimileri cephelerde. Korudular geleceğimi.
Şimdi ise hüzün dolu birkaç olayı paylaşmak istiyorum sizle. Siz o gün Çanakkale'yi geçirtmediniz. Fakat bugün öyle değil. Onlar şimdi savaşmadan hatta ellerini kollarını sallaya sallaya geçiyorlar Çanakkale'mi. Gençlik aklını marka gibi anlamsız kelimelere adıyor. Her yanını İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar bürümüş Anadolu’mun! Kimi zaman sofralarımıza “fast food” olarak geliyorlar kimi zaman da tabağımıza hamburger. Siz bırakmadınız ama onlar bugün her yerde. Disko diye adlandırılan insanların kendini utanmazcasına kaybettiği mekânlar bürümüş caddelerimi. Türkçe bahçeme yaban otları gibi yabancı kelimelerle bitiyorlar. Analarımın ağıtlarının yerini abuk sabuk sözlerle bezeli ritimler alıyor. Televizyoncular adına dedikleri rant uğruna kültürümü bilmem kaç paraya satıyor. Tarih kitaplarım tozlu raflarda açılmak umuduyla gün sayıyor. Çanakkale’m geçildi Dedem! Hem de o kadar kolay geçildi ki biz hiçbir şey bile yapamadan.
Çanakkale ağlıyor Hasan Dedem. Bize ülkemize insanlarımıza ağlıyor. Hapsolan kanlar gözlerinden damla damla akıyor. Umudun adı Çanakkale kimsesiz bir sessizliğe bürünüyor. Yağmurlar hitap oluyor duygularına. Bakıyorum da hilal kaşlarını çatıyor yurduma.
Düşürdüm kendimi, kan uykusunda uyanırken dalgalarının raksına kapılan yüreğim bir liman güzellemesine büründü. Bilirim her karış toprağına düşmüş canların neler çektiğini.
Şimdi bir karanlık var sanki yanaşan limanlarına. Bir gemi mi yoksa bir efsun mu bilinmez ama seni unutturmaya çalışıyorlar sanki. Tevhidin kalesi yurduna bir bir uzatıyorlar ellerini.
Her şeye rağmen biz unutmadık hiçbir şeyi. Unutamadık o günlerin çilesini. And içtik sonuna kadar unutturmamaya. Umudumuzun hiçbir zaman körelmeyeceğini de bilmenizi istiyorum. Bizler yurdumun üzerine güneş gibi doğacağız. Hoyratçasına özgürlüğümüzü duyuracağız! Gelecekten umutlarla geldik çünkü.
Son olarak sözlerimi şunlarla bitirmek istiyorum. Bu itikatsızlık Anadolu’mun
üzerine bir karanlık gibi tırmansa da biz karanlığa ışık tutmaya and içmişiz.
Sonuna kadar hürriyetin ve cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz! Bizler Nezahat
Onbaşı’nın, Seyit Onbaşı’nın, Kınalı Ali’nin torunları! Şu bir gerçek ki tarih
sizi unutacak ve unutturacak kadar nankör değildir Hasan Dedem! Gelecekten
umutla... Ruhlarınız şad olsun!